ATIK DEYİP GEÇMEYİN: SIFIR ATIKLA HAYAT

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Hayatın içinde olan tüm canlılar birbirini veya ürünlerini yiyerek besleniyor. Kısaca hayvanlar otu, insanlar hayvandan elde edilen eti ve sütü; büyük küçüğü, küçüğü ise daha küçüğü yiyor. Tamam da bu yemelerin sonucunda organik ve inorganik dönüşümlerle atıklar nereye gidiyor. Buna denecek en önemli söz atıklar hiçbir yere gitmiyor, tüketildiği yerde kalıyor.

Atıklar genelde zararlı olarak bilinir ve işe yaramaz hatta baş belası görülür. Küresel ekonominin işleyişi, yaşam kalitesinde artma, nüfus artışı ve şehirleşme tüketim alışkanlıklarını değiştirmekte.

Gelinen noktada durumun hiçte öyle olmadığı görüldü. Atıklarında işe yarayabileceği hatta insanlığın önemli ihtiyaçlarını karşılayacak maddeler olarak değer kazanmakta. Modern dünya giderek kirlenmekte öyle ki, çevre problemleri; hava, su, toprak kirliği had safhaya ulaşmış durumdadır. Çevre sorunları bununla da kalmadı ve atıklar tüm dünya projesi olmaya başladı.

Konu ile ilgili bazı rakamlar atıkların önemi daha iyi anlatıyor. 1900’lü yıllara göre kişi başına enerji tüketimi 3, hammadde kullanımı 2 katına çıkmış, dünya nüfusu da 5 den fazla katlamıştır. Mevcut 1.3 milyar ton evsel atığın 2025’te 2.2 milyar tona çıkacağı beklenmekte. Her geçen gün tüketime duyulan talep artışıyla dünyada tüm canlıları da tehdit eder boyuta ulaşmış bulunmaktadır.

Ülkem için durum dünyadan çok farklı değil. 1995’te 17 milyon ton atık miktarı 2015’te neredeyse ikiye katlanarak 31 milyon tona ulaşmış, 2023’te 38 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Hayat devam ettikçe elbette atık olacak ancak önemli olan bu atıklar “geri kazanım” projeleri ile yeniden ekonomiye kazandırılması gerekir. Atıkların çoğu geri kazanıma uygun malzemelerden oluşmakta, yerinde ayrıştırılmadan plastik, kağıt, cam ve metallerden yılda 1 milyar TL kaynak yok olmaktadır.       

Bu nedenle de Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde “sıfır atık projesi” adı altında bir çalışma başlatıldı. Dünya uygulamalarıyla “yaşanabilir bir dünya”  çerçevesinde eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi düşünülen sıfır atık projesi, sürdürülebilir kalkınma ile atıkları kontrol altına almaya, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir Türkiye bırakmayı hedefliyor.

Bu projenin paydaşları TBMM, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, sivil toplum temsilcileri, medya mensupları ve iş dünyası temsilcileridir. Son derecede olumlu ve paydaşları çok iyi seçilmiş böyle bir projeye Cumhurbaşkanlığımızın öncülük etmesi takdire şayandır. 

Çevre dostu bir hayat modeli isteniyor ise yapılması gereken elbette “sıfır atığa” giden tüm yollar zorlanmalıdır. Her şey güzel de, böyle ulusal çapta, herkesi ilgilendiren, geleceğin, insanlığın, sağlık ve medeniyetin, kalkınmanın da teminatı olan ve de ülkem gibi enerjide büyük çapta dışa bağımlı olan bir yerde, doğru bir merkezden yönetilen SIFIR ATIK projesinin başarılı olması esas hedeftir.

Kendini insan, milli, vatansever, temiz, israfsız bir ülke isteyen her kesim bu projenin uygulamacısı olmalıdır. Sokaklardan arabalardan geçemediğimiz gibi, egzoz ve soba dumanı, kirli bırakılan parklar, her tarafa uçuşan kağıt ve plastik poşetler, denizlere kadar inen çevre meseleleri, evsel atıklar, bitkisel atık yağlar; daha da hangisini sayalım; tüm bunların önüne geçecek onu atık yapan insan olduğu gibi bunları tamamı GERİ DÖNÜŞÜMLÜ değil mi? 

YATAĞINA BİR KARPUZ KABUĞU KOYMAYAN İNSAN NEDEN TÜM ÜLKESİNE ALABİLDİĞİNE ATIK ATAR Kİ? Bunun cevabını bulur ve kabullenirsek, sıfır atık projesinde de başarılı oluruz; umarım.        

    

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.