Makul!

Erol Sunat

Doların freni boşaldı! Konut fiyatları ve kiralar coştu! Çarşı-pazar ve marketler etiket değiştirmeye doyamadılar.

Bizler ise bildiğiniz gibi!

İç güveysinden hallice falan derlerdi ya!

O eskidendi!

Ne mi halimiz?

Sanki bilmiyorsunuz! İnsanın en zoruna giden şey, neler çektiğini en iyi bilenlerin, nasılsın, halin ahvalin nasıl babında sorular sormaya devam etmesi!

Böyle soruları neden sorarız var mı bir cevabı olan!

Dost dediğiniz sorar, arkadaşınız sorar, akrabanız sorar, hatta kardeşiniz, ananız-babanız sorar!

Hali sorulanın hali malum olsa ne?

Soracağına, o malum haline bir çare bul, bir çare koy orta yere!

Olmaz, işin makul olanı bu değil mi desen, alınır, bir de gönül koyar!

İlahi makul, susma! İnsanların kolu kanadı kırık! Toparlanma ve ayağa kalkma çabası içinde debelenen bir halde. Borç batağında, fatura çıkmazında, kartları pes etti, insanlar manen ve madden iflas etti diye neden konuşamıyorsun?

Bazıları makul değil diye itiraz ediyorlar hemen!

Makul olan ne? Cümle derdi içimize atmak mı? Attık dertleri içimize, uğrayan yok semtimize! Kim bildi kadrimizi kıymetimizi? Kim sordu, kim geldi yanımızda durdu?

Gül hazin, sümbül perişan, bağ-ı zarın şevki yok demiş ya Recaizade Mahmut Ekrem, işte öyle bir şey! Neşeli bir şarkı bile mırıldanamaz olmuşuz!

Rahmetli Sadri Alışık’ın dediği gibi, “Efkârlıyım Abiler” deyip geçiyor bazılarımız!

Bu yaşananlar, bu yaşadıklarımız makul mü? Ya da ne kadar makul? Makul olan ne var, ne kaldı? Böyle bir soru karşısında, sükut edenimiz aramadığınız kadar!

*****

Makul; akla mantığa uygun olan demek!

Başka? Akıllıca iş gören, akla mantığa uygun davranan demek!

Daha başka; Her alanda tercih edilen demek!

Konu ekonomi olunca karşımıza ne mi çıkıyor?

Makul fiyat!

Nedir makul fiyat?

Sizlere ömür, hep birlikte el ele verdik, tepe-tepe gömdük denilen bir makul ölçü!

Makul bir yerde geçmişte kaldı! Geçmiş dediğimiz mazi…

Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler diye yaklaşanlarda var, mazi kalbimde yaradır diye yaklaşanlarda.

Bizler o makul çizgiyi uzunca bir süredir kaybettik!

Şu anda yaşadığımız kantarın topuzunu fena halde kaçırdığımız, her şeyin şirazeden çıktığı bir ortam!

Hiçbir şey makul değil!

Makul denilen ne varsa, tepetaklak gelmiş halde!

Ne makul? Neresi makul?

Enflasyon delicesine bir koşunun içinde, koştukça açılıyorum, bu koşu bana bayağı bir iyi geldi havalarında…

Makul mü?

Makul konusunda konuşanlar, cümleler kuranlar, makul nedir sorusunun cevabını keşke veriyor olsaydılar!

*****

Tutulabilen hiçbir şey yok! Öyle olunca da, tutunabilecek bir dal dahi kalmıyor elinizde!

Bir yerlere tutunamayan ne yapar?

Ayağı takılır! Başı döner! Sendeler! Sonrası yüz üstü yere kapaklanır!

Düşmesi kaçınılmaz olur!

Tarife sığacak gibi görünmüyor!

Bu manzaranın nesi makul? Neresi makul?

Bazılarımız makul denen o kavram yok oldu diyorlar!

Günaydın!

Hani derler ya…

Üsküdar’da sabah olmuş, biz ise makul diye yatmış, hani makul olacaktı her şey diye uyanmışız!

Artık nasıl bir rüya görmüşsek!

Bir zamanlar oldukça makuldü her şey! Kıymetini bilemedik!

Canımız macera istedi diyenler var! Atalar, gülü seven dikenine katlanır demişler!

Ne dikensiz gül var! Nede dikeni olmayan gül bahçesi…

O bahçeye giden yolda kara çalılar, dikenler, zehirli sarmaşıklar, zakkumlar hasılı yok yok mesabesinde her şey!

Bu işin neresi makul?

*****

Pandemiden önce, siz deyin yaklaşık üç yıl, ben diyeyim dört yıl önce 50 kuruştu patlıcan! Üç kilosu bir liraydı domates. En iyisinin, en tazesinin kilosu 50 kuruştu yeşil biberin.

Fiyatlar herkese, her keseye göre makuldü!

Ya şimdi?

Taze fasulye 50 lirayı, domates 20-25 lirayı, biber 35 lirayı, turp 30 lirayı, marul 25 lirayı gördü! Aynı insanlar, yani bizler ne dedik?

Makul diyebildik mi?

Önce itiraz edip, mırın-kırın edip kabul etmedik mi?

Makul değil amma, makul değil lakin, makul değil fakat diye diye cümleler kurulmadı mı?

Makul kavramı çok çekti elimizden çok! Akla mantığa uymayan çok şeye makul diye az mı dayattık, az mı direttik?

Vatandaş siyasilere, bu ekonomik şartlarda, yaşadığımız hal ve şartlar makul değil, silindik diyor!

Perişanız diyor! Açız diyor! Borçluyuz diyor! Çay-şeker bile lükse kaçtı diyor!

Bu feryatların makul olmayan bir tarafı var mı?

Az daha durun, az daha dayanın, az daha sabredin! Önümüz yaz, sebze de düşecek, meyvede deniyor ya…Bu söylemler teselli babından makul mü?

Çelişkili makul anlatımları içerisinde, geleceğe dair hayaller kurulabilir mi diye soruyorlar!

Kurulmalı!

Bizi Yaradan, “Kulum benden umut kesme” diye buyuruyor!

O halde, neden umudumuzu keselim, neden umut etmekten vazgeçelim. Umudu süsleyen, bezeyen, yüreklendiren, ayakta tutan hayallerimiz değil mi?

*****

Çalışma Bakanımız 26 Nisan 2022’de bir müjdeden dem vurdu. O müjde 1 Mayıs da açıklanacaktı. Ramazan Bayramı öncesiydi, Bayram’a bayram müjdesi geliyor diye okundu bu açıklama! Dört gözle beklendi! Bugün yirmi üçüncü gün…Belli ki, müjde için vuslat, bir başka bahara kaldı…

Açıklamalara bakarsanız o tarih 1 Temmuz!

Ne oldu Müjde kavramı?

Kimine göre aşındı! Kimine göre dejenere oldu! Kimine göre zafiyet geçirdi!

Bu hal müjde kavramı için makul mü?

Elimizi taşın altına koyduk, aylar geçti, yıllar geçti, mevsimler geçti, seller, depremler, yangınlar, varyantlarıyla birlikte virüsler geçti. Maskeyi attık, mesafeyi sıfırladık, enflasyon bıkmadan uzanmadan her köşe-bucakta halay çekti!

Biz ise bu olan bitenin nesi makul, neresi makul diye konuşmaya devam ediyoruz!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.