İSLAMCILIK ÜZERİNDEN VURMAK
Son seçim sonrası özellikle geçmişinde İslamcı gibi görünen veya muhafazakâr takılan bir takım zevat iktidar eleştirisini mecrasından saptırarak İslamcılığın iflası gibi kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadırlar.
Bunların amacı ve geleceğe dönük beklentilerinin ne olduğunu bilmiyorum; ancak, eleştirilerini yaparken başka yerlere çekmeden muhatabı üzerinden yapmalarının daha doğru olacağını düşünüyorum. İslamcılığın iflası gibi yaklaşımları insaftan uzak, inanç zafiyetinin bir göstergesi olarak görüyorum.
Kendinizi belli çevrelere şirin göstermek için bu kadar taklaya gerek yok; ne olmak istiyorsanız öyle olunuz, eleştirilerinizi de kendinizi konumlandırdığınız yerden yapınız. Şirin görünmek istediğiniz çevreler bugün size yazdıklarınızdan ötürü kıymet veriyor gibi görünseler de bir kıymetinizin olmadığını bir kenara yazınız. Müslümanların yakasından sizde düşünüz, sizden de bıktık artık!!!
Daha önce “Yeni Yeniden İslamcılık” başlığı altında yazdığım yazıyı önemine binaen tekrar siz dostlarımla paylaşmak istiyorum.
“Ilımlı İslam” gibi İslam’ın temel esaslarına aykırı anlayışlara karşı “Ehli Sünnet” çerçevesi dahilinde hareket eden biri olarak “İSLAMCILIK” akımının muhtevasına olmamakla birlikte -CILIK- ekiyle isimlendirilmesine hep mesafeli oldum hele hele “Siyasal İslam” nitelendirmesine hiç sıcak bakmadım.
Ancak, “İslamcılığın” muhtevasını derinlemesine değerlendirdiğimde yanlış düşündüğümün farkına vardım. Çünkü, günümüzde “İslamcılık” hem bireysel hem de örgütsel bir mücadelenin gerekliliğini hatta zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Yani, her Müslüman “İslamcı” olmalı ve bu anlayış ile mücadelenin içerisinde aktif yer almalıdır.
Her ne kadar günümüzün şartları “İslamcılık” akımının ortaya çıktığı 19. Yüzyıl şartlarını taşımıyor gibi görünse de bana göre daha ağır şartlarla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.
Şartların ağırlaşmasının en önemli nedeni; inancımıza yönelik ağır saldırılara karşı gerekli mukavemetin gösterilememesinin sonucu Müslüman profilinin değişmesidir. Pasif, sünepe, çevresinde olup bitene karşı vurdumduymaz bir topluluk ortaya çıkmıştır.
Onun için “Yeni Yeniden İslamcılık” diyorum. “Yeni Yeniden” ifadesini kullanmamın sebebi, uyanışın gerçekleşmesi zorunluluğuna dikkat çekmek içindir.
Yüzde 99’nun kendini Müslüman olarak tanımladığı bir toplumda “İslamcılığa” ne gerek vardı, denilebilir. Her ne kadar toplumun yüzde 99’u kendisini Müslüman olarak tanımlasa da “Müslümanım” demek yeterli olmuyor; yeterli olsaydı Müslümanlar ve İslam dünyası bugün bu kadar sorunları yaşamaz; İslam’a bu kadar saldırı yapılamazdı!
Mutlak surette mücadele ruhunu yeniden canlandıracak itici bir güce ihtiyaç var; o güç de “İslamcılık”tır. Her Müslüman “İslamcı” olmalıdır.
İslamcılığın ana merkezinde “Ehli Sünnet Vel Cemaat” olmalıdır. Çünkü, İslam’a yapılan her türlü saldırı “Ehli Sünnet Vel Cemaat” üzerinden yapılmaktadır.
Kısaca Ehli Sünnet Vel Cemaat; “Hz. Peygamber (sav)'in sünnetine ve ashâbının yoluna bağlı olan ve onların izlediği dini yol ve metodu benimseyenlere; Kitap ve Sünnet üzerinde ittifak etmiş, ihtilâf ve tefrikadan sakınmış, dinde münakaşaya sebep olan hususlarda aklı değil, Kitap ve Sünneti kaynak alan, nasları esas kabul eden topluluğa denir.
Ehli Sünnet, İslam'ın ana yoludur. Ehli Sünnet yolunu bozmak isteyenlerin asıl amacı İslam’ı bozmaktır. İslam düşmanı ister içeriden isterse dışarıdan tüm güçlerin hedefinde ve faaliyetlerinde ehli sünneti bozma vardır.
Bu güçler her bakımdan çok güçlüler. Bunlarla mücadele edebilmek için mutlaka iyi yetişmiş idealist Müslümanlara ve güç birliğine ihtiyaç vardır. Her türlü siyasi ideolojik farklılıklar bir kenara bırakılarak “İslamcılık” ideolojisini tüm Müslümanlar benimsemelidirler.
İdealimiz, “İslam’ı inanç, düşünce, ahlâk, idare ve hukuk bakımından hayata hakim kılmak; Müslümanlar arasında birlik ve dayanışmayı tesis ederek bilimde, teknolojide, sanayide kısaca her bakımdan kalkınmayı sağlamak” olmalıdır.
Yukarıda kısada olsa “İslamcılık” ideolojisinin hangi temeller üzerinden yürütülmesi gerektiği üzerinde durmaya çalıştım.
Esas olan bu faaliyetlerin nasıl, hangi zemin üzerinde yürütüleceğinin somut olarak ortaya konulmasıdır. Bu faaliyetler bireysel ve örgütsel olmak üzere iki şekilde yürütülmelidir.
1-“Ehli Sünnet Vel Cemaat” bilince sahip bir Müslüman her ortamda her fırsatta “İslamcılık” ideolojisini gündeme getirmeli İslam’ın temel esaslarına yönelik saldırıları açıklayarak Müslümanların şuurlanmasına çalışmalıdır.
2-Ülkemizde ehli sünnet duyarlılığı olan Sivil Toplum Örgütleri bir araya gelip çatı örgütlenmeyle güç birliği yapmalılar. Çatı örgütlenmenin ortak stratejisi “İSLAMCILIK” olmalıdır.
Yüce Rabb’im yardımcımız olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
İslamcılığın cicığını çıkardınız İslamın yakasını rahat bırakın artık! Çünkü bıktık arsızın hırsızın sapığın döneğin İslamcı kisvesine bürünmesinden. İslamcı denince akla Mehmet Akif gelsin Eşref Edip Fergan gelsin Abdurreşid İbrahim gelsin ama siz gelmeyin! İslamcı denince akla artık Cahit Zarifoğlu okuyup Nargile kafelerde oturan boyalı türbanlı kızlar geliyor. Belediye ile anlaştîğı araziye Apartman dikerek parasıyla hacca giden degisik adamlar akla geliyor. Mehmetçik şehit olunca bile "sizin göreviniz ölmek", "birkaç mehmet için meclis toplanmaz" diyen milletvekilleri aklımıza geliyor. Yani sizlerden İslamcı olacaksa vah yarınlara.
Yanıtla (1) (1)muhterem kardesim, tesbitlerinize aynen katiliyorum, ve tesekkür ediyorum. sizden bir ricam var. sadece sizden degil. yazar arkadas dahil yorumcu ahmet öztürk .te dahil. hac döneminde konya müftülügünün önündeki kuyrukta bekleyen ilk 50 kisiyi bir inceleyin bu yeterlidir. hangi meslek erbablaridir gözlerinizle görün.
Yanıtla (0) (0)Hocam Allah cc sizden çok çok razı olsun ve yazınız dilipak gibilere kapak olsun,ferasetinize alkış;mini bir manifesto olmuş;yağcılık değil hakikat;Allah cc sizi kibirden korusun;dilipakada yorum yazdım;hükümete birşey söyleyecekseniz birebir söyleyin terörist destekçileri kefesine yarayacak tarzda aleni vurmayın diye;adamları gördünüzmü en alttaki taraftardan en üstteki gazetecisine kadar büyükleri alenen ve batıyla birlikte: dinsizlik,hainlik,teröristlikte yapsa gizli ve birebir bile eleştirmiyorlar çok ihlaslılar ondan kazandılar bizim gibi kafaları karışık değil cezalandırma edebiyatları yok çok netler.Allah cc inşaallah bizlerede ihlas verirde: tüm islam ülkeleri cemaatlar ve tarikatlar; islam çatısı ehli sünnet çerçevesinde ittifak yaparız.Herşgeyi hükümetten beklememeliyiz sağlanan özgürlük ortamında islamı yaşamalı yaşatmalı yeşertmeliyiz suç bizim nefsimizdedir çocuklarımıza bile örnek olamıyoruz.Profösör de bir iki çürük elma yüzünden kasayı atmasın lütfen.
Yanıtla (1) (3)