Erol Sunat

Erol Sunat

Keşmekeşin Hikayesi

Keşmekeşin Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde oldukça keşmekeş bir şehir varmış. Bir türlü sular durulmazmış. Kimin kime kızdığı, vurduğu, yıktığı, ortadan kaldırdığı belli değilmiş. Şehirde bir anda bir keşmekeş hâkim olur, sonra ortalığa bir sakinlik çöker, beklenmedik bir anda bir hır-gür çıkar her şey adeta kaldığı yerden devam edermiş. Şehrin Beyi, şehrin güngörmüş adamlarını ve kadınlarını toplamış konağına. Büyüklerim demiş, ben bu keşmekeşin önüne geçemedim. Sizler benden önceki devirleri yaşadınız. Daha önceki dönemleri büyüklerinizden dinlediniz, deyin hele ne yapılması lazım? Hazır bulunanlardan yaşlı bir kadın elindeki bastonuna dayanarak doğrulmuş. Beyim demiş, keşmekeşi düzeltmek akıllı adam işi değil, bu işin dilinden anlayan bir keşmekeş bulacaksın. Yetki senin diyeceksin. Kim ne derse desin karışmayacaksın. Ortalık süt liman olacak. Sen bugüne kadar yanlış adımlar attın.

Seni yönlendirenlerden kim var yanında. Şehri keşmekeşten kurtaramadı diye Sultana gittiler, Vezirlere gittiler, günlerin sayılı. Seni Beylikten azlettirecekler, şehir daha büyük keşmekeşlerin içine düşecek, bir daha da kimse işin içinden çıkamayacak. Bu görüşmelerden bir gün sonra Sultan, Beyi Payitahta çağırtmış. Bey çıkmış yola, bir hafta kadar sonra, Sultanın sarayına varmış. Sultan, Bey demiş seni severim. Seni şikâyete gelenleri dinledim. Değil onlar, şehrin tamamı gelse o şehrin Beyi sensin. Lakin ne çare buldun onu söyle. Bey, Sultanım demiş, benim şehrim Babamın Beyliğinden bu yana bir keşmekeşin içinde, karmaşa bitmez, kargaşa bitmez, olay bitmez, ahali burnundan solur, öfkeleri dinmek bilmez. Kavgasız, olaysız günümüz geçmez. Laftan anlamazlar, zindana atarım uslanmazlar, sürerim sürgünde olay çıkarırlar. Ahalim efsunlanmış gibi. Bey, tutamamış kendini ağlamış. Kendine gelince. Sultanım demiş ahalinin güngörmüş erkeklerini ve kadınlarını topladım. Yaşlı bir kadın. Keşmekeşi, ancak bir keşmekeş çözer dedi. Yalnız işine karışmayacaksın diye de ekledi. Sultan işte cevap bu demiş. Vardığında benim selamımı söyleyesin, ellerinden öpesin. Bu şehirde zindana attığım, aslen senin şehrinden sen yaşlarda bir keşmekeş var. Aradığın adam o. Zindanda çok olay çıkardı.

Sonra içine bir kapandı. Dünya ile alakasını kesti. Kendini kapattı. Onu al git. Yolda durumu anlat. Soranlara Sultanımız yanıma danışman verdi de geç. Unutma, sen benim kaç savaşta hayatımı kurtaran bir yiğitsin. Beylikte falanda gözün olmadığını bilirim. İçin rahat olsun. Keşmekeşe de sahip ol. Onun da yeri benim için seninle aynı. Kızsam da onu severim. Belki bu görev onu kendine getirir. Bir handa mola verdiklerinde, Bey, keşmekeş demiş durumu ona izah etmiş. Keşmekeş beyim demiş, benim sınırım ne olacak? Bey, senin sınırın keşmekeşin önünü kesinceye, şehir kendine gelinceye kadar demiş. Sen onu sınır yok diye anla. Senin için kim gelirse gelsin dinleyemeyeceğim. Sultanımıza söz verdim.

Bey, konağında büyükçe bir odayı ona tahsis etmiş. Şehir hemen dalgalanmış, Sultan demişler, baktı ki şehri idare edemiyor, yanına bir danışman vermiş. Görün bakın yarın danışman Bey olursa kimse şaşırmasın. Danışman ahaliyi meydana toplamış. Ahali demiş, Payitahtta adınız keşmekeş şehir diye anılır. Güzel bir tesadüf benim de namıma keşmekeş derler. Deyin hele bakalım siz keşmekeş, ben keşmekeş nasıl çıkacağız işin içinden. Ahaliden biri senin demiş bu şehirden olduğun yönünde söylentiler var doğru mu?

Keşmekeş cevap vermeden çekmiş gitmiş. Şehirdeki keşmekeşi yönetenler bir araya gelmişler. Bu adamı demişler gözümüz tutmadı. Ardında Sultan var belli. Ancak biz şehri karıştırmaktan vazgeçmeyeceğiz. O Beyi hem şikâyet etmeye devam edeceğiz hem de bildiğimizi okuyacağız. Keşmekeşin de iki ayağını bir pabuca sokacağız. Elini kolunu bağlayacağız. Adım atamayacak hale getireceğiz. Bir yeri yakacağız, Bey yaktı diyeceğiz, soyacağız, Bey soydu diyeceğiz. Birilerini öldüreceğiz, Bey öldürdü diyeceğiz. Keşmekeşte yanındaydı birlikte yaptılar diye her işi ikisinin üzerine yıkacağız. Görsünler bakalım keşmekeşi. Adı keşmekeş olan danışmanda görsün dünya kaç bucak?

Keşmekeşin Payitahttaki adamları ertesi gün şehre gelmişler sessizce etrafa dağılmışlar. Birkaç gün sonra, ele başı olanlardan bir kız yakalanmış. Kız sen demiş bana ceza veremezsin diye yıkmış ortalığı. Kızın anası beyin yanına gelmiş. Beyim demiş, bu kız keşmekeşin kızı. Ben de karısıyım. Bizi yıllar önce atıp gitti bu şehre. Şimdi de ele başı diye adamları yakaladı kızımı. Kendi kızı Beyim. İnsan kendi kızına bunu yapar mı? Bey kızı çağırtmış yanına. Kız, ben demiş Keşmekeşin kızıyım. Bu şehri karıştırdım mı evet. Babamın adı bile keşmekeş. Kaderimde böyle ortalığı karıştırmak var. Ne yapacaksın. Asacak mısın beni? Bey, daha başka bir şey yapacağım demiş.

Çağırtmış keşmekeşi. Keşmekeş demiş, sende buradasın, hanımında, benim anam-babam öldüler. Benim bir anam da bir keşmekeşi tavsiye eden bu anacığım. Keşmekeş bir şehirde, keşmekeşin kızı olan bu keşmekeş kızla evlenmeyi murat ediyorum. Keşmekeş, babası olarak verdim gitti Beyim demiş. Kızın anası, kızımı bey istedikten sonra bir şey diyemem demiş. Kızın nutku tutulmuş adeta. O asi kız donmuş kalmış. Bir anda ne olduğunu anlamadan, Beyin karısı olmuş.

Keşmekeşliği şehre yayanlar bu nasıl iş böyle demişler. O kız, şehrin bütün kadınlarını kızlarını ayağa kaldırıyordu. Sağ kolumuzdu. Ne olacak şimdi?

Keşmekeşin adamları, elebaşıların pirini yakalayıp getirmişler keşmekeşin yanına. Keşmekeş, sen demiş benim hiç görmediğim baba bir kardeşimsin. Babamız fitne fücur bir adamdı. Belli ki elini sana vermiş. Bu şehirde onlarca günahsız öldü senin ve senin gibiler yüzünden. Bağrıma taş basarım, kardeşim olsa asarım diye söz vermiştim Sultanıma. Ahali toplanmış, çevirmiş Bey konağının etrafını. Keşmekeş demişler ya ağamızı bize teslim edersin ya da Bey konağını Beyinde senin de başına yıkarız. Çekmişler kılıçlarını, germişler yaylarını, doğrultmuşlar Bey konağına. Keşmekeşin adamları Bey konağının çatısından, kalabalığı sevk ve idare edenleri avlamaya başlamışlar. Ahali yarım saat kadar sonra olduğu yerde çakılmış kalmış. Elebaşı olanlar, tek tek seçilip, ustalıkla saf dışı edilmişler.

Bir saat kadar sonra ahali tekrar yürümüş Bey konağına. Keşmekeş, istediğiniz bu mu demiş kardeşini atmış kalabalığın önüne. Ahali, keşmekeşin kardeşini alıp dağılmışlar. Toplandıkları yere vardıklarında ağam demişler, nerede bir bozgunculuk çıkarsak, kimin yakasına yapışsak, kimin dükkanına girsek, kime bir omuz atsak birileri yakalıyor. Yerden yere çarpıyor. Keşmekeş geçen kendine küfreden birini öyle bir dövdü ki, şifahaneye zor yetiştirdiler. Haraç toplayanların ellerini kırdılar. Şehir meydanında herkes serbest dolaşacak dediler.

Engel olmaya kalkanlara meydan dayağı attılar. Meydan da elimizden gitti ağam. Aşhanelerde bedava yemek yerdik.

Keşmekeşin adamları oturmuşlar aşhanelere, para vermeden gitmeye yeltenenleri yıkıyorlar aşhanelerin önüne, yediğimiz yemeğin parasını zorla alıp aşçıya veriyor, diğer akçeleri de fakir fukaraya dağıtıyorlar, aşhanelerin önünden geçemez olduk ağam. Hanlara giremez olduk ağam. Keşmekeş, bize karşı çok daha değişik bir keşmekeş ortaya koydu. Esnaf, haraçtan kurtulduk diye, keşmekeşe dua ediyor. Biz nerde yanlış yaptık ağam, nerde kaçırdık kantarın topuzunu bu kadar. Yıllardır, ancak bizim iznimiz olanlar meydanda dolaşır ağam. Buna rızamız yoktur. Bu hak bizim. Bu keşmekeş biterse, bizi kimse saymaz tanımaz ağam. Keşmekeş diye biri çıkıp geliyor. Kadınları kızları ayağa kaldıran kızı alıp Beye veriyor.

Şehrimizi geri alalım ağam. Şehirde keşmekeş rüzgârlar estirenler, son bir gayretle tekrar bir araya gelmişler. Kendilerine karşı çıkanların evlerini dükkanlarını ateşe vermişler. Kadınları, kızları ve çocukları da kendilerine kalkan yapıp, basmışlar Bey konağını. Keşmekeşi çıkaranların ağası, Bey Konağının yıkılmış kapısından içeri bağırmış. Keşmekeş demiş, esas keşmekeş böyle olur. Bu şehir sana, Beye ve Beyin yanında duran kızına mezar olacak. Savaşsa savaş, olaysa olay, kavgaysa kavga…Bu şehri keşmekeş halinden hiçbir güç geri döndüremez. Bizi bu keşmekeş yarattı. Bizim keşmekeşimize, adı keşmekeş olanlar dahi güç yetiremez.

Tam lafını bitirmiş ki, önce kalbine bir ok saplanmış, ardından gözüne, ardından tekrar kalbine. Beyin karısı olan keşmekeşin kızı yetti emmi demiş. Ardından da kadınlar kızlar demiş, şehri yaktınız ne geçti elinize? Hepiniz düşün peşime şu yangını bir söndürelim. Keşmekeşin adamları, ahaliyi yönlendiren elebaşlarını ortadan kaldırmışlar. Ahaliden bir kısmı da Bey hanımına yardıma koşmuş. Yangın sönmüş, ahali evine dönmüş, kargaşa bitmiş. Sütten ağzımız yandı, yoğurdu üflemeye başladık demeye başlamışlar. Birkaç isyan teşebbüsünü keşmekeşin adamları oldukça sert bir şekilde bastırmışlar. Şehir hiç olmadığı kadar derin bir sessizliğe bürünmüş…

Anlatırlar ki; Bey ve karısı olan keşmekeşin kızı, şehirlerinde bir daha hiçbir keşmekeş yaşanmasına fırsat vermemişler. Keşmekeş almış adamlarını, Sultanın emriyle, memlekette keşmekeş yaşanan neresi varsa oraya koşmuş. Keşmekeşleri bitiren yiğit diye anılmaya başlamış. Ahali yaşadıkları keşmekeşi yok eden olayları içine atmış. Ara ara şehri bulandırmaya, şehri birbirine katmaya niyetlenenler hep olmuş. Lakin, keşmekeşi bastıran, önleyen, bir daha kımıldayamaz hale getiren keşmekeşler her daim ortaya çıkmışlar. Nerde bir keşmekeş olsa, yaşansa, çıkıp gelmiş bir keşmekeş, Keşmekeş hikayesiyle beraber…

Şehir şehire, Keşmekeş keşmekeşe, Bey Beye, Bey hanımı Bey hanımına, Sultan Sultana, kardeş kardeşe, yaşlı kadın yaşlı kadına, han hana, aşhane aşhaneye, şifahane şifahaneye, ahali ahaliye benzer…

Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede, anlatılanlarla bir benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere…

Sürçü lisan eylediysek affola…

Bir daha ki sefere daha güzel bir hikâye anlatırız inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR