Erol Sunat

Erol Sunat

Bugün Kadir Gecesi var mı daha ötesi?

Bugün Kadir Gecesi var mı daha ötesi?

Kavgalar mahvetti bizi. Kavgalardan hiçbir şey kazanamadık bugüne kadar. Barışmak varken, konuşmak varken, anlaşmak varken, asgari müştereklerde birleşmek varken, en olmayacak yolun adıydı kavga. Tartıştık, sataştık, hakaret ettik, kavganın fitilini ateşlemekten geri durmadık.

Ne mi anladık?

Hiçbir şey…

Kendi kendimizi bir araya gelemez hale getirdik…

Etrafımızda bizi çevreleyen, içlerinde bir tane bile barıştan yana insanın olmadığı kavgacıların tahriklerine kapıldık gittik…

Taşıyamayacağımız kadar kul hakkıyla, hak gaspıyla, kırık kalple, dönülmez akşamın ufkunda kalakalmış bir vaziyetteyiz.

Barışamadan öbür tarafa gitmeye başladık…

Barışamadığımız gibi, geride o kavgayı sürdürmelerini vasiyet ettiğimiz taraflar bırakarak gidiyoruz.

Bizi yaratan, ben size barışmanız için onca fırsat vermiştim ya siz ne yaptınız demeyecek mi? Neyi bölüşemediniz, neyi paylaşamadınız, yalan dünyanın yalan nimetlerini mi, demeyecek mi?

Bugün Kadir Gecesi, var mı daha ötesi?

Ötesi Bayram diyorsanız, Bayramı zehretme yarışına başladık bile…

*****

Kavgalardan kurtulamadık, Ramazan’da dahi oruca sığınıp çıkardığımız kavgaları kimselere anlatamadık.

İftarlarda aklımız başına gelse de “Vuralım abi, kıralım abi, konuşturmayalım abi, ne duruyoruz abi, alem ne der abi…” diyenler kim?

Nefret dilinden, küfürden beslenen bir toplum olduk çıktık…

“Gel barış abi, ilk adımı sen at abi, şu kavgayı bırakalım abi, barışalım abi, kırdık döktük elimize ne geçti abi…” benzeri kelamlar edilemeyecek mi?

Ramazan ayı bitti bitiyor…

Bugün Kadir gecesi…

Biz ne yapıyoruz?

Aklımızı peynir ekmekle mi yedik?

Biz nasıl insanlarız?

Cuma bilmeyiz, kandil bilmeyiz, Ramazan bilmeyiz, Kadir gecesi bilmeyiz, bayram bilmeyiz…

Öbür tarafa küs gitmekten hicap duymuyor muyuz? Yarın Hakkın divanında ne diyeceğiz? Ne cevap vereceğiz? Biz nasıl bu hale geldik diye ne zaman sormaya başlayacağız. Yoksa sormak mı işimize gelmiyor?

*****

Yağmurdan nem kapan kim? Bir anda sinirlenen, ağzına ne gelirse sayıp döken, küfreden kim? Kalp kırpmada yarışan kim?

Sataşmak için…Maraza çıkarmak için…Takışmak için bahane bile aramaya lüzum görmeyenler kim? Niye patlamaya hazır barut fıçısı gibiyiz?

Gülmeyi unuttuk…Hatta gülümsemeyi de…Tebessüm etmeyi de…

Ne oluyor bize? Nazar mı erdi? Nazarlara mı geldik?

Güzel güzel konuşamıyoruz…

Kırıp dökmek gibi argümanlarla başımıza bela almaktan, zevk alıyoruz.

Her gün birilerinin gününü gösterme gibi bir manzaranın tam ortasındayız…

Bu manzaraya Meclisimiz dahil…

Meclis kavga ederse, vatandaş ne yapar?

Uzlaşmayı bıraktık…

Anlaşmayı da…

Barış neden bu kadar uzak?

Dilimizi bir türlü törpüleyemedik…

Kavgasız yapamıyoruz. Kavga etmeden duramıyoruz.

*****

Etrafımızı çeviren sözüm ona bize destek verenlerin neredeyse tamamı bayılıyor kavgaya…

Dur ne yapıyorsun diyen yok…

Vur, vur inlesin diyorlar ya hani…

Niye vuralım? Kime kıyalım? Nerde duracağız? Güler yüzümüz yok mu bizim?

Kavga edince rahatlayan, keyfi yerine gelen bir toplum.

Dur demekten anlamıyor, dur diyene kızıyor, neden duracakmışım diye kafa tutuyor.

Sakin olmak yok…Sinirlerine hâkim olmak yok…Kavganın taraftarı da çok, seyredeni de…

Bir kavga olsa, bakın bakalım ayırmaya giden kaç kişi var?

Ya seyretmeye giden?

Bir de allayıp pullayıp anlatanlar var.

Kim kaç yumruk attı? Kimin kaşı açıldı? Kimin dişi kırıldı? Kimin görü morardı? Kim haşat oldu? Kim ayırmaya çalışırken yumrukların ve tekmelerin hedefi oldu?

Kim o kargaşadan aslanlar gibi sıyrılıp ayağa kalktı.

Kimdi o efsane?

Hele çocuk kavgaları…

Benim oğlum dayak yiyemez…Kır ağzını burnunu, anası babası eve şikâyete gelsin. Sakın ha bir daha dayak yediğini duymayacağım.

İşte biz böyle yapa-yapa kantarın topuzunu kaçırdık. Sinirli, geçimsiz, huysuz, uzlaşmaz, bir araya gelmez, kendini ve haddini bilmez, çekilmez insanlar olduk çıktık.

*****

Aynalara bakmaya-bakmaya, kiminin tipini beğenmedik kiminin fikrini, kiminin konuşmasını, kiminin yürümesini, kiminin el-kol hareketini…

Her geçen yıl daha çok takıntılarımız oldu…

Arada sevgiyi unuttuk…

Hoşgörüyü de…

Anlayışı da…

Barışın ve barışmanın kenarından geçmedik…

Ne barışı ne barışması diye ayağa kalkanlar, isyan bayrağı açanlar sivrildi, parladı.

Ne zaman bunaldık ne zaman canımıza tak etti ne zaman çıkmaz sokaklarda tur atmaya başladığımızı fark ettik, gözlerimiz barışı aradı diyeceksiniz değil mi?

Nerde o günler?

Hâlâ aklımıza gelmiyor barış, hâlâ gündemimizde yok.

*****

Bizi yaratan, barışsınlar diye, güzel güzel geçinsinler diye, her günü ayrı güzel ve özel eylemiş…Bayramlarla ve ulvi gecelerle de süslemiş.

Biz ise barışamadan gitmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.

Yazık ettiğimiz bu kaçıncı Kadir gecesi, bu kaçıncı Ramazan, bu kaçıncı Bayram?

Büyüklerimizin lafları her tarafta yankılanıyor…

Durun! Barışın artık, uzlaşın artık, anlaşın artık…

Bugün Kadir Gecesi, var mı daha ötesi?

Ötesi hata…Ötesi yanlış…Ötesi girdap…Biz harap, Biz bitap…Açın bakın ne diyor, o kutlu, o mübarek kitap?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR